Öne çıkan

FELAKETLER ÜZERİNE

Son zamanlarda felaketlerin arttığını görüyoruz bununla birlikte daha da artacağına yönelik düşüncelerimiz gittikçe güçleniyor. Bu felaketler son zamanlarda gerçekten arttı mı yoksa her zaman vardı da medya, sosyal medya sebebiyle her saniye haberimiz olduğu için mi bu kadar göz önünde. Bunun cevabını vermek için ciddi bir bilimsel araştırma yapmak gerekiyor. Fakat halkın genel fikri son zamanlarda arttığı yönünde ve kıyamet senaryoları tartışılıyor. Kıyamet yakın mı gerçekten? Bunun cevabını veremeyiz belki ama tarih boyunca bu tür felaketlerin olduğu görmekteyiz. Depremler, salgın hastalıklar, ölümcül hastalıklar ve diğer afetler… Hatta koskoca bir türü, bir kavmi yok edecek kadar, belli bir bölgeyi haritadan silecek büyüklükte felaketler olmuş. Şu an da böyle bir küresel, bölgesel felaketle karşı karşıya olabiliriz. Şimdiki felaketler önlem alınamaz, en azından kısa sürede, olduğu için bunları sakinlikle ve derin bir metanetle karşılamamız lazım. Kimileri bunu bozulan düzene yorabilir, kimileri yeni bir düzen için temizlik senaryosu olarak algılayabilir. Bunun pek öneminin olduğunu da düşünmüyorum. Önemli olanın toplumsal anlamda buna nasıl tepki verdiğimiz bununla birlikte birbirimize karşı davranışlarımız, görüşlerimiz ne denli sağlıklı?  Birbirimize karşı güzel duygularımızı kaybetmeyelim, birlik ve beraberlik içinde bencil tutum sergilemeyip bencillik ve sencillik terazisinin dengesini sağlamamız lazım.  

Kendiniz olun, diğer herkes çoktan kapıldı.

— Oscar Wilde.

Bu yeni blogumun ilk gönderisi. Bu bloga yeni başlıyorum. Yeni gönderiler için gözünüz açık olsun. Yeni güncellemeler yayınladığımda bilgilendirilmek için aşağıdan abone olun.

ELEŞTİRİ ÜZERİNE

Eğitim öğretim hayatımız boyunca hep eleştirme aşılandı bizlere. Eleştirinin iyi olduğu, sorgulamanın iyi olduğu öğretildi ve çok başarılı da oldular. Öğrendik. Çok iyi eleştirenler olduk. Fikirleri, eserleri, kişileri, olayları, devletleri, sistemleri kısaca her şeyi o kadar güzel eleştirdik ki bizden iyisi olmadı. İyi eleştirdik ama üretken olmadık, iyi eleştirdik ama çözüm odaklı olmadık, iyi eleştirdik ama yerine gelebilecek alternatif sonuçlara odaklanmadık. Sadece eleştirdik. Kuru kuruya. Halbuki eleştiri yarından sonra devamı gelecek çözüm önerileri olmalıydı. Sistemi mi eleştirdik yerine hemen daha makul, kabul edilebilir bir seçenek sunup eleştirimizi kuvvetlendirmeliydik. Ki sağlıklı düşünen bireyler olmamızdaki yegane sebeplerden biri de bu olmalıydı.

Kendinizi Tanıtın (Örnek Gönderi)

Bu, orijinal olarak Blog Yazma Üniversitesi’nin bir parçası olarak yayımlanan örnek bir gönderidir. On programımızdan birine kaydolun ve blogunuza doğru şekilde başlayın.

Bugün bir gönderi yayımlayacaksınız. Blogunuzun nasıl görüneceği hakkında endişelenmeyin. Blogunuzu henüz adlandırmadıysanız veya bunaldığınızı hissediyorsanız merak etmeyin. “Yeni Gönderi” düğmesine tıklayıp bize neden burada olduğunuzu söylemeniz yeterli.

Bunu neden yapmalısınız?

  • Çünkü bu, yeni okuyucuların bağlam hakkında bilgi edinmesini sağlar. Blogunuz neyle ilgili? İnsanlar blogunuzu neden okumalı?
  • Blogunuz ve blogunuzda neler yapmak istediğinizle ilgili fikirlerinize odaklanmanıza yardımcı olur.

Gönderi kısa veya uzun olabilir ve hayatınıza dair kişisel bir giriş, blogun amacı hakkında bir açıklama, geleceğe dair bir manifesto ya da yayımlamak istediğiniz içerik türlerine genel bir bakış sunabilir.

Başlamanıza yardımcı olacak birkaç soruyu aşağıda bulabilirsiniz:

  • Kişisel bir günlük tutmak yerine neden insanların okuyabileceği bir blog yazıyorsunuz?
  • Hangi konular hakkında yazmayı düşünüyorsunuz?
  • Blogunuz aracılığıyla kimlerle bağlantı kurmak istersiniz?
  • Önümüzdeki yıl boyunca başarıyla blog yazarsanız nereye ulaşmış olmak istersiniz?

Bunlar hakkında yazmak zorunda değilsiniz. Blogları harika kılan özelliklerden biri de öğrenmemizle, gelişmemizle ve birbirimizle etkileşime geçmemizle devamlı olarak gelişmeleridir. Ancak neden blog yazmaya başladığınızı ve buna nereden başladığınızı bilmeniz faydalıdır ve hedeflerinizi açıkça ifade ederek, daha fazla gönderi fikri elde edebilirsiniz.

Nasıl başlayacağınızı bilemiyor musunuz? Aklınıza gelen ilk şeyi yazın. Hepimizin sevdiği yazma üzerine bir kitabın yazarı olan Anne Lamott, kendinize önce “kötü bir taslak” yazma fırsatını tanımanızı söylüyor. Anne harika bir noktaya değiniyor; endişe duymadan, yalnızca yazmaya başlayın ve sonra düzenleyin.

Yayımlamaya hazır olduğunuzda, blogunuzun odaklandığı konuları açıklayan üç ila beş etiket ekleyin: yazma, fotoğrafçılık, kurgu, ebeveynlik, yemek, arabalar, filmler veya spor. Bu etiketler, bu konularla ilgilenen ziyaretçilerin Reader’da sizi bulmasına yardımcı olur. Yeni blog yazarlarının sizi bulabilmesi için etiketlerinizden biri mutlaka “zerotohero” olsun.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın